kadioglu
beyoglu kahvaltı evi
liya mevlana fidan kundura
Ana Sayfa ARNAVUTKÖY, MANŞET 20 Ekim 2017

Zübükzadeler ve Haramzadeler

Her işe bir kılıf bulma konusunda çok maharetli ve başarılıyız. Herkes kendi cephesinden bulunduğu makam ve mevki adına demokrasiyi kalkan olarak kullanıyor. Türkiye askeri vesayetten, yargı vesayetinden, medya vesayettin ve cunta vesayetinden çok mücadele etti. Sivilleşme ve özgürlükler adına çok bedeller ödedik. Birçok aileler acı çekti. Hakları doğru veya yanlış gasp edildi. Hak ettikleri görevlere getirilmedi. Eğitimleri başörtüsü yüzünden sonlandırıldı ve yurt dışlarında eğitim almak zorunda kaldı. Adaletsiz uygulamalar nedeniyle Avrupa insan hakları mahkemesine yüzlerce insan başvurdu.
Şu an içerisinde bulunduğumuz düzen eskiye göre çok çok daha iyi durumdayız ama yeter mi derseniz yetmez. Daha çok şeyler yapmamız gerekiyor. Bu konuda evrensel kurallar ve kanunların bir an evvel Türkiye’de uygulamaya girmesi gerekir. Bu ülke yıllardır zübükzadeler ve haramzadeler yüzünden çok kayıplar verdi. Ekonomik fırsatlar belli kişiler tarafından peşkeş çekildi. Haklı olanlar haksızlıkla itham edildi. Hak arama merkezi yargı askıya alındı. Tüm yargılamalar yandaş, candaş soldaş, akdaş ve medyadaş olma durumuna göre yapıldı. Tüm bunları yaparken siyaset mekanizmasının mutlaka demokratik bir yapıya sahip olması gerekir. Tek adam olma ve tekelcilik adına siyasi partiler yürütülmemesi gerekir. Ülkemizde ilim, irfan, amel ve ihlâs sahibi insanların önlerinin kesilmemesi gerekir. Maalesef cesur ve vatansever insanların birçoklarının önleri siyasi olarak kesilmiştir. Siyasi partilerin içerisindeki çember ağı örümceklerle donatılmıştır. 90 yıllık Cumhuriyet tarihimize baktığımızda 65 kere hükümet kurulmuştur. İdarecilik ve liderlik konusunda karnemiz ülke olarak eksi durumdadır. Seçme, seçilme ve yöneticilik konusunda yeterli olmadığımızın bir göstergesidir. Çoğulculuk ve reylerin cinsine göre hareket edilmelidir. Siyasi partiler Türkiye’nin kalkınması ve güçlenmesi için kilit ve anahtar bir konumdadır. Siyasi partiler içlerindeki çürükleri, zübükzadeleri ve haramzadeleri temizlemesi gerekir. Türkiye’nin daha ileri gidebilmesi için politikacıların güvenilir, saygın, temiz, dürüst, ahlaklı, vicdanlı, irfanlı, feraset sahibi, mert, cesur ve vatansever kişilerden olması elzemdir.

Demokrasi acısından siyasi partiler, din acısından cemaatler önderlik sultasının arkasında kendi çıkar ve menfaatlerini gözeterek hüküm sürüyorlar. Adaletsizlik ve kuralsızlık zirveden aşağıya giden bir yoldur. 90 yıllık Cumhuriyet tarihimizde gidenler ve gelenler bir elin parmakları kadar. Geri kalan herkes itaat ve tabii kültürüne tutuluyor. Türk milletinin uysallığı aslında bu itaat ve tabii olma yolundan geliyor. Bu kültür Anadolu’nun en büyük modern hastalığıdır. Anadolu insanın sorgulama ve eleştiri kültürü çok zayıftır. Bu hastalığın en büyük çözümü demokrasidir. Fakat demogogların demagoji ve ironiyi kullanarak ikna etme metodu ön plana çıkıyor. Eğitim ve öğretimin zayıf olduğu bölgelerde demagoglar prim yapıyor. Bu uysallık kültürüyle hüküm sürenlerin ve demagogların 15 Temmuz gecesi ülkemizi ne hale getirdikleri bir gerçektir.

Bir takım insanlar koltuğa oturduklarında kendi siyasi gruplarını ve dini müritlerini devletin milli çıkarlarının üstünde müstahak kabul görürler. Adalet işleyişi siyasi grupların ve dini müritlerin hegemonyası altına giriyor. Akabinde sosyal ve yargısal sorunlar baş gösteriyor. Ülkemizin temel sorunu yargı, yasama ve yürütmenin siyasi grupların ve dini cemaatlerin hegemonyası altında inlemesidir. Dayılık sistemiyle binlerce insanlar hak etmedikleri halde devlet kadrolarına alındı. Bir dönem ‘ver traktörü al kadroyu’ hafızalarımızda taze duruyor. Liberal demokrasiye ve adalete sahip çıkıldığında birçok sorun kendiliğinden çözülecektir. Ülkemizin temyizin olmayan, matuh zübükzadelerden ve psikotek, mitoman, paronayak ve borderline tipli haramzadelerden kurtulmalıdır. Bu özelliklere sahip kişiler hangi kurum ve kuruluşlarda olursa olsun görevlerinden alınmalıdır. Avamın maslahatı için bunlar efdaldir ve caizdir. Beyanat-ı Yusuf devletimizin âli menfaati adına ruhsattır.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Uyarı! Suç teşkil eden, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

web site
web site
Tasarım | Enba